Yeni, iyidir, hoştur, güzeldir. Lakin her yenide keramet olsaydı, eskiler, “Gelen, gideni aratır” demezdi.
Bu yazıyı yazabilmek için bile yeni bir sayfa açmak gerektiği gerçeğinden hareket edecek olursak, yenilenmek de şart gibi görünüyor.
Yeni bir başlangıç, yeni umutlar, yeni hayaller, yeni hedefler…
Ama bunu yapacak olan, yaprakları kalınlaşmış, resimleri değişmiş takvimler ve her yeni yılın başında dilenen, mutluluklar ve iyi dilekler, çözüm için yeterli olsaydı işimiz kolaydı. Takvimin değişmesiyle hayatın gerçeklerinin değişmediğini yeni yılın ilk saatlerinde yaşanan terör olayıyla bir kez daha gördük.
Değişimi yaratacak olan, ne takvimler, ne de bir çırpıda saydığımız temenniler…
O insanlık dışı terör eylemini gerçekleştiren hainin, eylemini meşrulaştırmak için sizden fazla sebep saymayacağını mı sanıyorsunuz?

Değişim için değişmek şart, değişmemiz şart…

Evimizin duvarında asılı takvimi değiştirip, etrafımıza iyi dilekler sunarken, kendi hayatımızda neleri değiştireceğimizi belirlemediysek, hepsi boş. Dünden bugüne yeni hedeflerimiz, yeni umutlarımız, yeni hayallerimiz ve bunları gerçekleştirmek için yeni bir ‘BEN’ arayışımız yoksa, şimdiden geçmiş olsun.
Hele de bu yeni ‘BEN’ arayışına ‘BİZ’e ulaşmak için girişmediysek, yandı gülüm keten helva. Ama yine de çok geç kalmış sayılmazsınız. Bu değişime şimdi de başlayabiliriz. Yeter ki biz an önce başlayalım.
Spordan ekonomiye, siyasetten kültüre kadar kavga etmek için aradığımız bahanelerin yerine farklı inançlarla, farklı bakış açılarıyla bir bütün olmak için değişmeyi, yenilenmeyi göze almadıkça bir yere varamayız.
Bu nedenle, gerçekten ‘YENİ’ olmak için kafalarımızı yenilemeye var mısınız?