Her ne kadar bazı yerlerde itiraz süreci devam etse de en azından Balıkesir için süreç sonuçlanıp, kazananlar mazbatalarını aldığına ve Balıkesirspor’da gözler Yücel Yılmaz’a çevrildiğine göre ‘Hayırlı olsun’ deyip, başarı dileklerimi ileterek yazıma başlayayım.

Genel veya yerel olsun özellikle son 30 yılda ülkemizde yapılan seçimlerin sonucu çok istemesek de sporu ve spor kulüplerini yakından ilgilendiriyor. Bundan kaçamaz olduk.

Bu durumu yerelde değerlendirecek olursak, Balıkesirspor, Bandırmaspor hatta Banvit başta olmak üzere, hangi branşta faaliyet gösterdiğine bakmaksızın, tüm kulüpler, gelecek planlarını seçim sonuçlarına göre yapacak veya daha önce yapılmış olan planlarını gözden geçirecek.

Konuyu biraz daha özelleştirecek olursak;

Acil olarak sıcak paraya ihtiyacı olan Balıkesirspor, yeni göreve başlayan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’ın ağzından çıkacak kelimelere bakıyor.

Çünkü FIFA’dan gelme ihtimali olan ceza için geri sayım devam ediyor. Mevcut oyuncular, alacakları için son uyarıyı hem basın toplantısında hem de sahada yaptı. Aylardır maaş alamayan teknik kadro ve kulüp personelinde bıçak kemiğe dayandı.

Karesi Belediye Başkanı olduğu dönemde Yücel Yılmazın spora ve sporcuya bakış açısını biliyoruz. Takım ve bireysel branşlarda faaliyet gösteren sporcuların her daim destekçisi olan Yücel Yılmaz, Karesi’nin her köşesinin spor yapılabilir bir yapıya kavuşturulması için de çaba göstererek, bireylerin spor yapma kalitesinin arttırılmasını sağladı.

Yücel Yılmaz’ın bu bakış açısının Büyükşehir Belediye Başkanı sıfatıyla il geneline yayılacağından şüphem yok…

Ancak konu profesyonel spor kulüplerine gelince durum bu kadar iç açıcı görünmüyor. Bunun temel sebebi de yasal olarak belediyelerin elinin kolunun bağlanması olarak görünüyor. Yani belediyeler, amatör kulüp ve sporculara maddi ve manevi destek olabilirken, profesyonel kulüpleri sadece manevi olarak destekleyebiliyor. Ya da ortada bir başarısı varsa ancak onu ödüllendirebiliyor.

Konunun yasal tarafı bu olsa da herhangi bir belediye başkanının şehrin takımına veya şehrin sporuna arkasını dönmesi de mümkün değil.

Bu nedenle koltuğuna yeni oturan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, istese de istemese de Balıkesirspora mesai harcamak zorunda ki o, bunu isteyerek ve severek yapacağının işaretini günler öncesinden verdi.

Atalarımızın, “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” sözünden hareketle, onun tarzını da hep beraber yaşayıp, göreceğiz.

Son dönemde belediye başkanlarının Balıkesirspor Kulübü Başkanı’nı işaret etmesi alışkanlık oldu ama bu işaretlerin fayda getirmediğini gördük. Bunun sebebinin Balıkesirspor’un içerisinde bulunduğu durumun tam olarak izah edilmemesi veya irdelenmemesi olduğunu düşünüyorum. Birileri bu tabloyu farklı şekilde izah edebilir ama ben, durumu tüm çıplaklığı için yazayım ki Yücel Yılmaz da yol haritasını buna göre belirlesin.

Balıkesirsporun mücadele ettiği Spor Toto 1. Lig’de yer alan kulüplerin sezonluk TFF, yayıncı kuruluş ve şans oyunları gibi sabit gelirleri yaklaşık 15-17 Milyon Lira topluyor. Buna karşılık ortalama bir takımın yaklaşık gideri 25-30 Milyon Lira aralığında değişiyor. Şampiyonluk kovalayacaksanız bu rakam, 40 milyona yaklaşıyor.

Her sezon, altyapınızdan 3-5 oyuncuyu sahaya süremezseniz, çok basit bir hesapla bütçeniz, her sezon 10-15 Milyon Lira açık veriyor. Birçok yerde devreye giren belediyeler, Balıkesirspor’da olduğu gibi sponsorlar aracılığı ile bu açığın kapatılmasına olanak sağlıyor.

Fakat yine Balıkesirspor’da olduğu gibi geriden gelen ve kur ya da faiz nedeniyle her gün artan, geriden gelen bir borç varsa bu katkı, sorunu çözmek yerine sadece bilinen sonu geciktiriyor.

Balıkesirspor’un Süper Lig’e veda ettiği günden bu tarafa eritilemeyen 30 Milyon Lira borcu var. O günden bu tarafa sağlanan kaynaklar, sadece sezonluk bütçe açığını kapatmaya kullanılıyor. O da bazen yetiyor, bazen de yetmiyor.

Şimdi birileri çıkıp, “Balıkesir için 30 Milyon nedir” diyebilir ama iş icraata geldiğinde öyle olmadığını ve 30 Milyon ile konunun bitmediğini bilmekte fayda var.

Ben de bugünden bu durumu yazayım ki yarın, kimse, “Bilmiyorduk” veya “Kandırıldık” demesin.